Evlilik, iki kişi arasında yasal bağ kurmakla, süreklilik arz eden bir yaşam ortaklığı oluşturur. Bu ortaklık, hem maddi hem de manevi yükümlülükler getirmektedir. Yükümlülüklerin yerine getirilmediği bazı durumlarda evlilik birliği sürdürülemez hale gelebilmektedir. Türk Medeni Kanunu, çeşitli durumlar için birbirinden belirli farkları olan boşanma sebepleri düzenlemiştir. Bu sebeplerden biri de, eşlerden birinin suç işlemesi veya haysiyetsiz bir hayat sürmesidir. Türk Medeni Kanunu’nun 163. maddesi, boşanmayı bu iki sebeple ilişkilendirmektedir. Suç işleme ile haysiyetsiz hayat sürme biçimindeki birbirinden farklı konuların aynı maddede düzenlenmesinin gerekçeleri bulunmaktadır. Her iki durum da doğrudan veya dolaylı olarak diğer eşe yönlemiş değildir. Ancak, her iki durum; aile birliğini tahrip etmekte ve diğer eşte utanç duygusu yaratmaktadır.
1. Suç İşleme Sebebiyle Boşanma
Türk Medeni Kanunu’nda, eşlerden birinin suç işlemesi halinde boşanma davası açılabilmesi öngörülmektedir. Ancak, bu durumun geçerli olabilmesi için bazı önemli koşulların yerine gelmesi gereklidir.
Suçun Küçük Düşürücü Olması: Suç işleme sebebiyle boşanma davası açılabilmesi için, işlenen suçun “küçük düşürücü” nitelik taşıması gerekmektedir. Küçük düşürücü suçlar, toplumun değer yargılarına ve ahlak anlayışına aykırı olan suçlardır. Bu suçlar arasında zimmet, ihtilas, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolaylı iflas gibi suçlar yer almaktadır. Bu tür suçlar, kişinin sosyal konumunu sarsan suçlardır.
Suçun Evlenme Sonrasında İşlenmiş Olması: Boşanma davası açılabilmesi için, suçun evliliğin sürdüğü bir dönemde işlenmiş olması gereklidir. Evlilikten önce işlenen bir suç, bu maddeye dayalı olarak boşanma sebebi oluşturmaz. Ancak, evlenmeden önce işlenen suçlar eşten gizlenmiş ve bu durum evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olmuş olabilir. Somut olaya göre detaylı değerlendirme yapılmalıdır.
Suçun Bir Kez İşlenmiş Olması Yeterlidir: Bir suçun küçük düşürücü nitelik taşıması ve tek bir kez işlenmiş olması boşanma davasının açılabilmesi için yeterlidir. Yani, suçun tekrar etmesi gerekmez. Tek bir suç işlenmiş olsa dahi, bu durum evlilik birliğini çekilmez hale getirebilir ve boşanma davası açılmasına sebep olabilir.
2. Haysiyetsiz Hayat Sürme Sebebiyle Boşanma
Türk Medeni Kanunu’nun 163. maddesinde yer alan bir diğer boşanma sebebi de, eşlerden birinin haysiyetsiz bir hayat sürmesidir. Haysiyetsiz hayat sürme, toplumun ahlaki değerlerine aykırı, şeref ve onur anlayışına zıt bir yaşam biçimi olarak tanımlanabilir.
Haysiyetsiz Hayat Sürme Kavramı: Haysiyet, bireyin toplum içindeki saygınlık düzeyini ifade eder. Haysiyetsiz hayat sürme ise, bu değerlerin ihlaliyle şekillenen bir yaşam tarzıdır. Bu yaşam tarzı, kişinin yalnızca kendi davranışlarını değil, başkalarıyla ilişkilerini ve toplumla olan etkileşimlerini de kapsar. Haysiyetsiz hayat, toplumun genel değerlerine aykırı olan, saygı ve onur anlayışını zedeleyen sürekli bir yaşam biçimini ifade eder.
Devamlılık Arz Etmesi: Haysiyetsiz hayat sürmenin boşanma sebebi olabilmesi için, bu tür bir yaşam tarzının süreklilik göstermesi gerekmektedir. Yani, tek bir münferit olay veya davranış haysiyetsiz hayat sürme olarak değerlendirilemez. Bu tür bir yaşam biçimi, zaman içinde tekrarlar ve sürekli bir nitelik kazanırsa, eşin diğer eşle birlikte yaşaması çekilmez hale gelir. Evlilikte, bir eşin diğerine karşı duyduğu saygıyı kaybetmesine yol açacak bu gibi haysiyetsiz davranışlar, evlilik birliğini sona erdirebilir.
3. Yargı Kararları ve Hukuki Görüşler
Türk Medeni Kanunu’nun 163. maddesi, boşanma davalarında sadece yasal bir çerçeve sunmakla kalmaz, aynı zamanda boşanma sebeplerinin toplumsal ahlaka, hukuka ve bireysel haklara dayandığını da ifade eder. Yargıtay kararları, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme sebeplerinin boşanma için geçerli olup olmadığını belirlerken, her somut durumu göz önünde bulundurur. Mahkemeler, suçun niteliği, işleniş biçimi, eşin davranışları ve evliliğin etkilenme düzeyini değerlendirmektedir.