Ölümlü Trafik Kazası

Trafik kazaları, aniden meydana gelmekle birlikte trajik neticeler doğurabilen ve birçok hukuki süreci beraberinde getiren olaylardır. Kazanın ölümle sonuçlanması durumunda; ceza hukuku, borçlar hukuku ve sigorta mevzuatı açısından birçok önemli prosedür devreye girmektedir.

Trafik kazasına bağlı ölümler sonrası hukuki süreç, iki ana başlık altında açıklanabilir:

  • Ceza Davası
  • Tazminat Davaları

1- Ceza Davası

Yaralanmalı trafik kazaları, bazı özel durumlar haricinde çoğunlukla Türk Ceza Kanunu’nun 85. maddesi uyarınca “Taksirle Öldürme” suçu kapsamında değerlendirilmektedir.

Taksirle Öldürme Suçu (TCK m.85)

Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Fiil, birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuş ise, kişi iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Soruşturma aşamasında savcılık makamınca, delillerin toparlanması akabinde iddianame hazırlanır ve görevli ceza mahkemesinde yargılama aşamasına geçilir. Kazanın oluşuma ilişkin delillerin toplanması ve kusur tespiti için dosyanın bilirkişiye tevdinin ardından olay netlik kazanacak ve sanık hakkında mevzuata uygun hükümler tesis edilecektir.

2- İlgili Tazminat Davaları

Ölümlü trafik kazalarına ilişkin tazminat davaları, müteveffanın yakınlarının uğradığı/uğrayacağı zararın maddi ve manevi yönden telafisi amacıyla açılmaktadır. Kazaya neden olan araç işleteni veya sürücünün yanı sıra, sigorta şirketinin veya gerektiğinde Güvence Hesabı’nın sorumluluğu söz konusu olabilmektedir.

Ölüm hâlinde uğranılan zararlar özellikle şunlardır:

  • Cenaze giderleri.
  • Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.
  • Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar.

a) Destekten Yoksun Kalma Tazminatı

Trafik kazası sonucu hayatını kaybeden kişinin, sağlığında maddi destek sağladığı kişilere tanınan önemli bir haktır. Bu tazminat, yaşamını yitiren kişinin geride bıraktığı maddi destek boşluğunu doldurmayı amaçlar. Ölen kişinin sağlığında desteğini gören ve ileride de bu desteği alması muhtemel olan kişiler, destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilirler.

Ölen kişi ile destek ilişkisinin fiili olarak var olması yeterlidir; resmi ya da hukuki bir bağ olması zorunluluğu yoktur.

Destekten yoksun kalma tazminatı alabilecek kimseler:

  • Anne, baba, eş, çocuklar (özellikle reşit olmayanlar)
  • Kardeş, nişanlı ve destek sağlanan diğer kişiler (kardeş, nişanlı ya da ölen kişinin fiili olarak destek sağladığı diğer kişiler de destek ilişkisi somut olarak ispatlanabilirse tazminat talep edebilirler)

Destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında dikkate alınacak faktörler:

  • Destek Süresi: Ölen kişinin muhtemel yaşam süresi ve desteğinden yararlanan kişinin bu desteği alma süresi dikkate alınır.
  • Gelir Düzeyi: Ölenin kazancı, gelir düzeyi ve gelecekteki gelir potansiyeli değerlendirilir.
  • Yaş ve Sağlık Durumu: Hem ölenin hem de desteği alan kişilerin yaşı ve sağlık durumu önem arz eder.
  • Çalışma Gücü ve Sosyo-Ekonomik Durum: Ölenin çalışmaya devam edebilme potansiyeli ve destek sağladığı kişilerin ihtiyaç durumu göz önünde bulundurulur.
  • Varsayılan Gelecek Geliri: Ölen kişinin çalışma yaşamında ilerleyen süreçte elde edebileceği muhtemel gelir artışları da hesaba katılır.

b) Manevi Tazminat

Ölümlü trafik kazaları, mağdurların yakınları üzerinde derin psikolojik etkiler bırakır. Hukukumuzda, böyle bir kaza neticesinde zarar gören kişilerin manevi tazminat talep etme hakkı bulunmaktadır. Bu tazminatın amacı, ölüm nedeniyle duyulan acı, üzüntü ve psikolojik yıkımın bir nebze olsun hafifletilmesidir. Manevi tazminat, zarar görenin malvarlığındaki eksilmeyi değil, yaşadığı elem ve ıstırabı gidermeye yönelik olarak düzenlenmiştir.

Manevi Tazminat Talep Edebilecek Kişiler

Yüksek mahkeme kararları doğrultusunda, ölen kişinin yakınlarının manevi tazminat talebinde bulunabileceğini söyleyebiliriz. “Yakın” kavramının kan bağıyla sınırlandırılamayacağını, aralarında güçlü manevi bağ bulunan kişileri de kapsadığını belirtmek isteriz. Böylelikle; eş, çocuklar, anne, baba, kardeş ile birlikte ölenle duygusal yakınlığı bulunan diğer kişilerin de (nişanlı, büyüten kişi vb.) manevi tazminat talep edebileceğini söyleyebiliriz.

Manevi Tazminat Miktarının Belirlenmesi

Manevi tazminat miktarı belirlenirken, aşağıdaki unsurların göz önünde bulundurulması gerekmektedir:

  • Kazanın oluş şekli ve tarafların kusur oranları
  • Ölüm nedeniyle duyulan acının derecesi
  • Tazminat talep eden kişinin ölenle olan yakınlık derecesi
  • Tarafların ekonomik ve sosyal durumları

Zaman Aşımı Süresi

Trafik kazası nedeniyle zarar gören kimsenin, zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve her halükarda 10 yıllık zamanaşımı süresi söz konusudur. Eklemek gerekir ki; konuyla ilgili ceza davasının açıldığı durumlarda, daha uzun süreli zaman aşımı süresi uygulanmaktadır. Örneğin, taksirle öldürme suçuna ilişkin 15 yıllık zaman aşımı süresi, maddi manevi tazminat davaları için de geçerli olacaktır.

Scroll to Top